Silikon Vadisi Yöneticilerinin Çocukları Neden Teknoloji Girmeyen Bir Okula Gidiyor?

 

waldorf-1-696x290

Günümüz çocukları teknolojinin içine doğuyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Şimdi bu durumu anne babaların nasıl yorumladığını daha iyi anlamak için başka bir gerçeği daha ortaya koymak lazım: Biz teknolojinin içine doğmadık. Hepimiz yaş kemale erdikten sonraki dönemde, yani lise ve üniversite yıllarında ya da iş hayatına yeni atıldığımız dönemlerde tanıştık teknolojiyle. Belki bu yüzden küçücük çocukların hatta el kadar bebelerin teknolojiyle ilişki kurmasından şaşkınlıkla karışık -ilk kez gördüğümüzden olsa gerek- tuhaf bir zevk alıyoruz.

Çok farklı ve zeki bir nesil yetişiyor duygusu kaplıyor içimizi. Belki bu yüzden bir sürü anne baba, “Oğlum 3 yaşında tam bir profesyonel Google kullanıcısı”, “Bizimkinin mouse kullanmasını bir görsen inanamazsın” gibi tuhaf gururlanmalar yaşıyor.

Şükürler olsun ki, çocukların gelişim çağında teknolojiye (bilgisayarlar, cep telefonları, tabletler) uzun saatler maruz kalmasının zararlarıyla (gelişimi ve öğrenmeyi olumsuz etkilemesi, obezite ve saldırganlığa sebep olması, radyasyon emisyonu vs.) ilgili çok sayıda araştırma yayınlandı. Ancak, buna rağmen çocuğunu teknolojiden uzak tutmak için çaba gösteren çok az sayıda anne baba var. Aksine çocuğuna dördüncü ya da beşinci yaş gününde tablet almayı hayal eden anne baba sayısı hiç de az değil.

Sonuç olarak, teknolojiyle çok geç yaşta tanıştığımızdan ve kendimizi pek zeki bulmadığımızdan olsa gerek, küçük bir çocuğun harika bir internet kullanıcısı olmasını yüksek zeka göstergesi olarak algılamaya devam ediyoruz.

Bu okulda hiç teknoloji yok

New York Times’ta yayınlanan ve önemli tartışmalara sebep olan bir makale, zeka ve teknoloji kullanımı arasındaki ilişkiye en sağlam darbeyi vurmayı başardı. Dünyada ve ülkemizde pek çok ilkokul, sınıflarını bilgisayarlarla donatma konusunda acele edip bu konuda birbiriyle yarışa dursun, teknolojinin ana vatanı Silikon Vadisi’nin göbeğinde E-Bay, Google, Apple, Yahoo ve Hewlett-Packard gibi teknoloji devlerinin çocuklarını göndermeyi tercih ettikleri bir okul, kendini teknolojiden tamamen arındırmayı seçiyor. Bu okul, Waldorf School of the Peninsula.

Bu okulda hiç teknoloji yok. Bilgisayar ekranı ya da akıllı tahtalar yerine eski karatahtalar, tebeşirler, kağıt ve kalem var. Öğrenmenin diğer temel malzemeleri ise örgü ve dikiş iğneleri ve bazen de çamur. Bunun dışında bolca oyun odaklı öğrenme ve hikaye anlatma var.

El becerisi zekaya dönüşüyor

Google’ın bir üst düzey iletişim bölümü çalışanı olan Alan Eagle, New York Times’a yaptığı açıklamada “App uygulamasının ya da iPad’in çocuğuma okumayı ya da matematiği daha iyi öğreteceği fikri çok komik” diyor. 5.sınıfa giden kızı henüz Google kullanmayı bilmiyor. Bunun yerine kızı, sınıfındaki diğer çocuklar gibi dikiş becerilerini güçlendirmeye çalışıyor.

Hedefleri birgün kendi çoraplarını dikebilmek. Waldorf eğitim sistemine göre problem çözme ve matematik becerisi, örgü örmek, makas ya da bıçak kullanmak gibi ufak el becerileriyle gelişiyor. El becerileri ve atlama, zıplama, tırmanma gibi hareket becerileri, 7 yaşından sonra zekaya dönüşüyor.

Teknoloji becerisini fazlasıyla büyüten günümüz ebeveynlerinin aksine Alan Eagle’a göre teknolojiyi kullanmayı öğrenmek, dişleri fırçalamayı öğrenmek kadar kolay. “Google’da ve diğer her yerde, teknolojiyi, zekası en düşük insanın bile rahatlıkla kullanabileceği kadar basit hale getiriyoruz. Çocuklarımız büyüdüğünde teknolojiyi kullanmayı becerememeleri gibi bir şey söz konusu bile olamaz” diye özetliyor anne babaların yere göğe koyamadıkları teknoloji becerisini Eagle.

Waldorf sistemi neredeyse 100 yıllık bir eğitim sistemi ancak bilgisayar konusunda tartışma yaratmaya daha yeni başladı. İyi ki de başladı. Çok daha karmaşık hareketler yapabilen çocuğunuzun mouse kullanmak kadar basit bir hareketiyle gurur duymayı bir kenara koyup, onu dikiş dikmek, makas kullanmak gibi pek önemsemediğiniz, oysa çok daha fazla zeka gerektiren el becerileri konusunda yüreklendirmenin zamanı geldi de geçti bile.

Demet Sunar Caferzat

http://www.egitimpedia.com/silikon-vadisi-yoneticilerinin-cocuklari-neden-teknoloji-girmeyen-bir-okula-gidiyor/

nytimes haber linki: http://www.nytimes.com/2011/10/23/technology/at-waldorf-school-in-silicon-valley-technology-can-wait.html?pagewanted=all&_r=0

 

Advertisements

If an AI creates a work of art, who should get the credits for it?

Artificial intelligence is already capable of creating a staggering array of content. It can paint, write music, and put together a musical. It can write movies, poems, and truly awful stand-up comedy. But does it have ownership over what it produces?

For example, an AI at Google has managed to create sounds that humans have not heard before, merging characteristics of two different instruments and opening up a whole new toolbox for musicians to play around with. The company’s also sold two psychedelic piece for $8,000—with the money going to the artists who claimed ownership over the images.

According to Annemarie Bridy an affiliate scholar at Stanford University there’s no actual requirement for human authorship in the US Copyright Act. Nevertheless, the “courts have always assumed that authorship is a human phenomenon,” she says. Eran Kahana, an intellectual-property lawyer, doesn’t believe we should award authorship to AIs. He likens the idea to a computer word processor using spell check. If you make a spelling mistake in something you’re writing and the computer corrects it, who owns the copyright to the final product? “Obviously not the computer”, Kahana quips. “The computer has no ownership of your writing.”

A good case of this is the AI designed to imitate the works of the Dutch artist Rembrandt. “The Next Rembrandt” project asks “can the great master be brought back?” The AI creates original pieces in the style of the Dutch master, which it has been trained to make via data input from hundreds of paintings—but does that mean that Rembrandt should own the work, the person who gathered the data, or the AI itself?

According to Annemarie Bridy without developing some form of framework recognizing AIs as legal persons, just as monkeys are not, we cannot award an AI copyright. “And we’re a long way from that moment, if we’ll ever get there,” Bridy says. The most likely near-term solution would be to award copyright to the owners of the AI itself, which would be similar to how employers automatically own the work their employees produce.

As the sophistication and complexity of AI continues to grow, so will the work it produces. This promises great benefits in the fields of science, technology, and medicine—but it does in the creative realms, too. If we don’t resolve these issues of ownership now, we risk delaying the delivery of these benefits across all industries. Our laws need to adapt to the reality of the modern world, and they need to do so quickly.

Resources:

Annemarie Bridy

Eran Kahana

Robert Hart

https://www.qz.com

Nedir bu Bitcoin?

İnsanoğlu yüzyıllardır alışveriş yapmakta. İlk çağlarda takas usülü yapılan bu alışveriş çağımızda değerli madenlerin karşılığı olan parayla yapılmakta. Şu sıralar bir ‘ furya ‘ olan sanal para da bu alışverişteki yerini almış bulunuyor. Teknolojinin gelişmesiyle; sanal bebekle oynayan nesiller bu sıralar sanal paralarla haşır neşir oluyor. Sanal paraların geçerliliği en fazla ve en değerli olanı ise şu sıralar adını çokca duyduğumuz BitCoin: 3 Ocak 2009’da Satoshi Nakamoto tarafından hayata geçirilen merkezi bankalar veya resmi kuruluşlarla hiçbir ilişiği olmayan elektronik para birimi Bitcoin (sembolü: ฿, kısaltma: BTC) ilk önce Derin Ağ’da kullanılmaya başlanmıştır fakat günümüzde kullanım alanları oldukça çeşitlenmiştir. BitCoin’i değerli yapan en önemli etkenlerden biri; BitCoini tanıyan devletler, büyük firmalar ve paranın değerini ne kadar azaltsa da bankalardır… Bildiğimiz üzere elimizde bulundurduğumuz paranın karşılığı Merkez Bankasındaki altın madenini temsil ediyorken , Bitcoin’in maddesel bir karşılığı , dayanağı yoktur.  Maksimum Bitcoin sayısı 21 milyonla sınırlıdır. 22 Temmuz 2013 tarihi itibarıyla dolaşımdaki Bitcoin’lerin toplam değeri 1.2 milyar dolar seviyesindeyken 4 Haziran 2014 tarihi itibarıyla bu değer 8.2 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bitcoin birimleri binlerle sınırlı değildir, virgülden sonra 100 milyonuncu basamağa kadar birimlere ayrılabilirler. Herhangi bir merkezden üretilmeyen Bitcoinler, Bittorent ağlarına benzer şekilde noktadan-noktaya dağıtık bir ağ özelliği gösterirler. Bu ağda gerçekleşen ödemeler diğer noktalara anında ulaşır, böylece hangi adresten hangi adrese ödeme yapıldığı kayıtlara geçer. Yapılan kayıtlar ‘blok’ adı verilen yapıların içinde yer alırlar. ‘Hash Algoritması’ olarak adlandırılan özetleme fonksiyonlarıyla beraber her on dakikada bir ‘belirli bir sıfır sayısıyla başlayan ifade bulundurunuz’ eylemi gerçekleştirilir. Bu işlemi gerçekleştiren ilk kullanıcıya eskiden 50 BTC şuan ise 25 BTC ödül olarak verilir. Böylece Bitcoin’ler piyasaya sürülmüş olur.

Para oluşturma işlemine madencilik (mining) denilmektedir. Madencilik, hesaplama yetkisini ve gücünü kullanarak matematiksel işlemleri gerçekleştirme işleminin genel adıdır. Bu işlemleri yapmak için, sunulan Bitcoin yazılımını indirerek, donanımları (genellikle ekran kartları) üzerinde yoğun işlemci gücü gerektiren işlemleri gerçekleştiren, Bitcoin ağındaki düğümlere “madenci” denilmektedir. Sistemin ilk bloğunun adı “genesis block” olarak isimlendirilmiştir ve 4 ocak 2009’da üretilmiştir. Bunun gibi bloktaki ilk işlem özel bir işlemdir ve yeni para bloğu oluşturan tarafından başlatılır. Bu, ağa madencilerin katılmaları için bir teşvik sistemidir, bu sayede parayı basacak merkezi bir otoriteye sahip olmayan sisteme, para, istenildiği gibi dağıtık olarak girebilmektedir. Madenciler bu şekilde, hem sisteme yeni Bitcoinler üretip sürerek hem de bekleyen işlemleri gerçekleştirme hizmetleri karşılığında sistemden Bitcoin alarak kazanç sağlamaktadırlar. Bitcoin’e karşı değer olarak ise bilgisayar işlemcisi gücü gösterilmektedir. Yani bilgisayarının işlemcisi, GPU’su saatlerce bitleri sağa sola taşır, sonunda bu “emeğin” karşılığı olarak bilgisayar bitcoin üretir. BitCoin’i üretirken harcanan elektrik ise yüklü miktardadır. Evinize bir ‘madencilik’ için uygun bir bilgisayar donanımı kurarsanız siz de BitCoin madenciliği yapabilirsiniz. Bu mümkün olan fakat mantıklı olmayan bir madenciliktir çünkü evinizin elektrik faurası çıkardığınız madenlerden daha pahalıya gelecektir. Bu yüzden Rusya gibi enerji konusunda bolluk ve bereket içinde olan ülkeler daha başarılı şekilde BitCoin üretebilirler. Bitcoin’in yeni paranın sisteme düzenli olarak eklenmesi altın madencilerinin altın bularak dolaşıma sokmalarına benzetilmektedir, madencilik ismi de buradan gelmektedir. Mevcut süreçte madenciler, her yıl dolaşıma girecek olan Bitcoin miktarını azalan ve öngörülebilir bir oranla üretmeye devam etmektedirler. Sistemde, toplamda 21 milyon Bitcoin dolaşıma çıkıncaya kadar üretim devam edecektir, ardından üretim süreci duracak ve madenciler sadece işlem masrafları üzerinden desteklenmeye devam edilecektir. değerini piyasadaki arz ve talep koşulları belirlemektedir. Talep artınca fiyatı artmakta, düşünce de azalmaktadır. Dolaşımda sınırlı miktarda Bitcoin vardır ve yeni Bitcoin üretmenin de bir limiti ve prosedürü bulunmaktadır. Bitcoin’in piyasa değeri önündeki en büyük tehditler; teknik zorluklar, ülkelerin bu paraya olan yaklaşımına bağlı mevzuat değişiklikleri ve insanların bu paraya olan istek ve güveninin olumsuz yönde değişmesidir. BitCoin’in güvenliği ise tartışılmaktadır. Bitcoin’ın bağlı bulunduğu protokoller bulunmaktadır. Bu protokoller çerçevesince yaptığınız her işlem şifrelenir. Aynı zamanda Bitcoin yapı itibariyle sağlam bir işlem kayıt hafızasına sahiptir. Cüzdanınızın şifresini çaldırmanız ya da bilgisayarınızın hacklenmesi gibi kullanıcı hatası ya da dikkatsizliği sonucu oluşan durumlar dışında sistemin güvenlik sorunu bulunmamaktadır. Bu durum cüzdanınızı veya kredi kartınızı kaybetmekten ya da çaldırmaktan farksızdır. Ayrıca Bitcoin kriptosu gereği aynı paranın iki kez harcanması mümkün değildir. Paranın size ait olduğunu ve daha öncesinde başka birisine gönderilmediği, işlem öncesinde sistem tarafından teyit edilir. Bu nedenle kontrolsüz bir şekilde, hileli yollarla Bitcoin yaratıp satmak mümkün değildir. Buna rağmen insanlar “ Karşılığı olmayan sanal para birimine neden yatırım yapıp onunla alışveriş yapayım ? Ya sabah kalktığımda görünürde hiçbir şey olmazsa ?”diye endişelere kapılıp, BitCoini kullanmamakta veya çok aktif kullanmamaktadırlar. Bitcoin’in kullanım yaygınlığı her geçen gün artıyor ve bu artış birçok kişinin aklında acaba kağıt para yerine geçer mi?  sorusunu uyandırıyor. Bitcoin’in günlük kullanımını yaygınlaştırmak, bozuk para ya da kağıt para gibi kullanmak, için öncelikle dünyanın her yerinde iyi bir teknolojiye sahip olunması gerekiyor. Fakat daha bilgisayarın ne olduğunu bile bilmeyen ülkeler var olduğu için bu soruyu bir 15 – 20 yıl kadar ertelemeliyiz. Bitcoin gibi bir dijital para birimini kullanabilmemiz için sanal cüzdanlara sahip olmamız gerekiyor, sanal cüzdanlara sahip olsak bile eğer ticarilerin donanımlı bir ödeme alt yapısı yoksa Bitcoinlerimizi kullanmamız güvenli olmaz. Bazı kaynaklara göre Bitcoin’in yayılmamasının en büyük sebeplerinden biri Bitcoin’in hiç söylenmeyen asıl özelliği devletin vergisi dışında kalmasıdır. Bütün bu bilgilerden sonra sonuç olarak varabileceğimiz kanı Bitcoin  olmasa da elbet bir gün sanal para , gerçek paranın yerinin alacaktır fakat bu şuan için pek de mümkün gözükmüyor. Gelecek yıllarda sanal para – eğer ponzi düzeninin bir dalaveresi değilse – daha fazla değerlenecek gibi gözüküyor.

Net Neutrality

0022953af6294e0ac76400759e4c13ca

So what is this Net Neutrality and why we should care?
Well, first of all, let us start by defining what is Net Neutrality

Net neutrality is the Internet’s premise. Net neutrality preserves our right to freely communicate online, without Net Neutrality companies can block certain websites, block content can charge extra fees for online usage. So with that, companies like AT&T, Comcast and Verizon will be the bosses of the internet.

And who is responsible for the possible abolishment of the net neutrality?
Meet Aji Pai, he is an American attorney who serves as the Chairman of the United States Federal Communications Commission (FCC) appointed as a member by President Obama and now appointed as the Chairman of the FCC by President Trump.
However what is interesting about Aji Pai is not what he is doing now, what is interesting is what he was doing before.
He was the Associate General Counsel of Verizon, and while he was working there he constantly fought to erase Net neutrality, therefore he has a conflict of interest here.

What does it look like to not have Net Neutrality, well we can ask Portugal for some pointers;

portugal

 
Lack of net neutrality opens the floor for these kinds of payment plans
According to this plan if you want to you use messaging applications like WhatsApp you have to pay 5 euros extra,
Social media apps are also 5 euros extra,
Music apps also, 5 euros extra
Mail apps also, 5 euros extra…
The list continues to go on, without any laws like Net Neutrality to fall back on the internet has no guardian angel, without government protection these major companies can and will shake the very core of the internet.

The Platform Shift Of Journalism

Internet and web-based journalism radically changed understating of traditional journalism. Digital natives appeared and media companies forced to change their method to satisfy these new readers. Journalists became more dynamic and much briefer. This dynamic environment also changed The Schramm’s Mass Communication Model. With the internet news, some of the audience reach particular news, some of them reach different news. Fragmented audience were watching, reading same or similar sources but in contemporary media everything is fragmented, Balkanized. The possibility of reaching audience expanded dramatically and feedback became instant with Web 2.0. Especially with Web 2.0, customization of Media reached to top. Classic understanding of Journalism offers strict messages and audience have to choose, separate out from these specific areas. But Web Journalism offers much more variety and users can customize messages according to their interests.

5c963dbb7bedaad7eb602bc38f27897e

Also, social media became an inseparable part of the news, from a correspondent to a huge media company have Twitter, Facebook accounts and they share the news through these websites. With the blogs, new possibilities appeared for the journalists. Thanks to new communication technologies, they can work as an individual, can spread his/her voice through social media and can earn money via internet ads. Therefore, these new opportunities made everyone a non-professional journalist. Everyone can raise his/her voice and become a public opinion leader with blogs or social media. Also, information became public property with crowdsourcing websites, like Wikipedia or Wikinews or Reddit. Spreading news and information became a public duty and everyone contribute this endless information wells. Moreover, a page opened about news leak. Normally, a leaker would get in contact with a professional journalist who works in a media company and this company could refuse news leak because of company’s capital relations. But with web journalism, leaking became easier, anyone can leak via social media or can transmit this leak to an independent journalist.

Participatory democracy and communicative capitalism in the information society

indir

The main element of the participatory democracy is debating. In the human history, participatory democracy took place in Ancient Greek for a limited time. Townspeople of poleis (for who have right to vote –adult, a male citizen who was not a slave) regularly met in the squares and voted directly in legislation. With the growth of population, participatory democracy became nearly impossible, especially in industrialized era and metropoles. But participatory democracy advocated by liberals such as Rousseau and Oscar Wilde, anarchists such as Emma Goldman, socialists such as Marx and Engels throughout their lives. According to Marxist perspective, participatory democracy is the final and highest step of the bourgeois democracy. When humanity started to step forward in the industrialized era, invented the internet and Web 2.0. Thanks to these developments, debate culture of participatory democracy entered again into citizens’ daily life. Starting a blog is free now, everyone can spread his/her voice through social media and gather thousands in a place. Information became public property thanks to crowdsourcing and its products like Wikipedia. When an injustice act occurred, nearly everyone can become a non-professional journalist and spread this news and create a public voice. Humanity transforming and changing to information society from industrial society. The mentality of modernism coming to life again and information gaining the power to change everything. In the last few years, numerously public protest movements occurred like Occupy Wall Street, Arab Spring, Gezi Park. Social media and citizen journalism played a quite important role in these movements and nearly all participators were digital natives who know quite well use modern information technologies.
Also, there is another side of the coin. Have these new information technologies and new generation really got a determination and power to change something? Maybe this new and dynamic communication method only serves to Capitalism. Digital natives growth in the Postmodern era and they have similar characteristics with Postmodernity. They can easily create reaction but these reactions and social movements fade away so easily. It is possible to say that social media, blogs, crowdsourcing websites can contribute to social change and participatory democracy but nearly all of these websites create capital and have commercial companies behind them. This capital relationship also connected to governments and current social order. So interwoven relationship of market economy strengths it’s corrupt relations and devices of it will never serve to social change. It is possible to make an analogy between this state and Culture Industry which is the theory of Frankfurt School.

The Impacts of Social Media On Democracy

             

               Nowadays, social media has begun to take an important place in politics and also state that  governed by democracy. However, we can not directly interpret this situation as neither good nor bad. Therefore, this paper is a kind of debate essay in this respect.

              First of all, i want to say that why important social media in democratic government. Actually, usage of social media is most important in democratic governance because, media can under the control from government easily. Therefore, social media is important alternative. These situation can see look at critical events. For example, in Turkey, the publication ban is common term in recently because, government want to manage public sense. Sometimes, even if these is necessary (like to get in the way of misleading information), it often prevents right to news. Social media is not routable generally, thus, individuals can criticize news themselves. Therefore, some governance can ban on social media because they don’t direct as their desired.

social_media_politics

(Source: hedgeuganda.com)

              Social media can promote democracy as participation to issues and meeting various opinion. For instance, before social media didn’t exist in our life, people don’t give a importance to politic issues but now, people more than having thought about its. They just don’t think mainstream thoughts, they have opinions on many issues now. People gain awareness, they already become citizens just not political issues like right to human, city etc. Media is just source of news, therefore they just think it but people learned participation through social media. Its helps reduce fears because media is institutions thus, it has a hierarchy but social media more than equitable platform it.

             Social media can hurt democracy as fake news and manipulate to people. For example, in state that have majoritarian system, people can direct easily. Yet, plurality term is most important in states and election conduct can show different. Thus, people orient to plurality because they worried about that their votes are waste. Another issues, social media accounts can be easily seized by malevolent people and they can fraudulent representation. This types events become in previous years. Therefore, both some people are hurt and democratic atmosphere is hurt. In the same time, social media provide mass formation. These can be good or bad. For example, it may be good to help, but a mass that wants to hurt someone can also grow up easily. 

Overall, social media will continue to exist in our lives. Therefore, as soon as it should be adapt for democracy in the most correct way.