Dünyada ki İlk 3D Elektronik Yazıcı: Voxel8

Dünyanın ilk 3D elektronik yazıcısı olarak tanıtılan Voxel8, diğer yazıcıların ürettiklerine oranla daha fonksiyonelürünler ortaya çıkarmaya olanak sağlıyor.

Standart 3D yazıcılar plastik malzemeden ürünler üretebiliyor. Ancak söz konusu elektronik bir cihaz olduğunda bu yazıcılar yetersiz kalıyor, çünkü plastikmalzeme ile devre üretmek pek mümkün olmuyor. Aynı zamanda devreleri başka bir şekilde tedarik etmek gerekiyor, bu da fazladan masraf ve üretim sürecinin uzamasına yol açıyor.

Autodesk’in Project Wire isimli yazılımını kullanan yazıcı, hem objeyi hem de devreyi tek bir yazılım üzerinden üretmeyi sağlıyor. Voxel8, plastik malzemeden ürünü tamamlamanın ardından cihazın içerisinde bulunan devre baskılarını da hazırlıyor. Elektronik parçalar ürünlerin içerisine yerleştirilebiliyor ve böylece normale göre daha az yer kaplıyor.

2015’in sonlarında piyasaya çıkması beklenen 3D yazıcının 8499$ gibi bir fiyatla geleceği belirtiliyor. Ayrıca cihazı tamamlamak için mikroçip gibi bazı parçaları ayrı olarak satın almak gerekiyor. Fakat devre yollarıhazır olduğundan dolayı parçaların montajı çok daha kolay oluyor ve üretim süresi oldukça çabuk bir hal alıyor.

Advertisements

Rusya artık ‘uzay yolu’nda bağımsız

Rusya, 10 yıldır üzerinde çalıştığı yeni nesil çevre dostu, ağır kargo taşıyıcı roketi “Angara-A5″i başarıyla test etti. Denemede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de hazır bulundu. Putin, “Angara-A5″in savunma güçlerini artıracağını söyledi.

Rusya’nın kuzeybatı bölgesinde bulunan Plesetsk Uzay Üssü’nden fırlatılan Angara-5, 30 bin kilometre mesafedeki yörüngeye başarıyla gönderildi. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, canlı yayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e bağlanarak testin başarıyla gerçekleştirildiğini bildirdi.

Rusya Uzay Ajansı Roscosmos’a göre yeni Angara sınıf roketler Rusya’ya uzay teknolojilerinin gelişiminde çok büyük üstünlük sağlayacak. Angara tüm uyduları yörüngeye yerleştirme potansiyeline sahip. Rokette kullanılan tüm parçalar Rusya’ya üretiliyor ve diğer uzay ajansları ile ortak çalışmaları asgariye indiriyor. Yakıt olarak da çevre dostu oksijen ve kerosen kullanılıyor. Angara sınıf uzay taşıma araçları 2 bin ile 40 bin kilogram arasında kargo taşıyabilecek.
rusya-Angara-a5

PUTİN: GELİŞME HEM RUSYA HEM DE KGAÖ İÇİN ÖNEMLİ

Rusya lideri Putin, Moskova’da gerçekleşen Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) liderler zirvesinde yaptığı açıklamada, Angara-5 füzelerinin Rusya ve KGAÖ üyelerinin güvenliğinin pekiştirilmesinde kullanılacağını belirtti. Putin, “Bugün hem Rusya hem de tüm KGAÖ üyeleri için çok önemli ve güzel bir gelişme yaşandı. Angara-5 tipi uzay taşıma araçları, Rusya’ya kendi toprakları üzerinden her tip uyduyu yörüngeye sabitleme imkanı verecek, üstelik çevreyi kirletmeden…” ifadelerini kullandı.

“RUSYA UZAYA BAĞIMSIZ ERİŞİM SAĞLAYACAK”

Rusya, şu ana kadar ağır kargo taşıyıcı roketleri sadece Kazakistan’da bulunan Baykonur Uzay Üssü’nden fırlatıyordu. Angara-5 tipi roketler sayesinde, fırlatma işlemleri Rusya topraklarından gerçekleştirilebilecek. Rusya’da yayımlanan Uzay Bilimleri Dergisinin baş editörü İgor Marinin Sputnik Radyosu’na yaptığı açıklamada, ilk kez başarıyla fırlatılan Angara roketlerini, Rusya’nın uzay çalışmalarında yeni bir atılım yaptığının göstergesi olarak değerlendirdi. Marinin, Rusya’nın artık uzaya bağımsız erişim imkanına sahip olduğunu vurguladı:

‘Fırlatma işlemi çok başarılı geçti. Angara-5 tipi roketlerin dünyada bir benzeri yok. Bu tip roketler sayesinde Rusya artık sadece Baykonur Uzay Üssü’nden değil, ülkenin kuzeydeki Plesetsk hava üssünden de uyguları yörüngeye fırlatabilecek. Yani bu roket sayesinde Rusya uzaya bağımsız erişim imkanına sahip oldu. Ayrıca Angara’nın gelişme perspektifleri var. Bütün bu faktörler Rusya’nın uzay alanında yeni bir atılım gerçekleştirdiğini gösteriyor.”
Vladimir Putin

Angara tip roketler astronotları Uluslar arası Uzay Üssü’ne taşıyan Rus yapımı Soyuz roketlerinin tamamlayıcısı olarak görev yapacak. Angara roketleri zamanla Proton tip roketlerin yerini alacak. İnsanlı Angara 5’in test fırlatılması 2018’de planlanıyor.

 Kaynak: http://www.teknoloji-haber.net/

Microsoft 5-12 yaş grubuna kod yazmayı öğretecek

Microsoft, “Hour of Code” etkinliği ile 5-12 yaş aralığındaki çocuklara kod yazma hevesi aşılayacak.

8-13 Aralık 2014’te gerçekleştirilecek “Hour of Code” etkinliğinin detayları Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen ve Yazılım Geliştirme Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda paylaşıldı.

Özmen, Türkiye’nin geleceğini bugünden ele almak adına önemli bir adım attıklarını belirterek, etkinlik çerçevesinde Microsoft Student Partner’ların bir hafta boyunca Türkiye’nin çeşitli illerinde okullarda Hour of Code etkinlikleri yapacaklarını, çocuklara Touchdevelop ve KODU adlı basit ve eğlenceli programlarla eğitim vereceklerini anlattı.

Özmen, eğitimlerin Elazığ, Kayseri, İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Muğla, Amasya, Kütahya, Siirt, Sakarya, Burdur, Erzurum, Tokat ve Şanlıurfa’nın aralarında olduğu birçok ilde, onlarca okulda gerçekleşeceğine işaret ederek, hedeflerinin 1 haftada 5 bin çocuğa ulaşmak, 1 yılda on binlerce çocuğa kod öğretmek olduğunu aktardı.

Tamer Özmen, şunları kaydetti: “Hedefimiz bir hafta boyunca 5 bin çocuğa ulaşmak. Eğitimler bu bir haftanın sonunda da devam edecek. KODU ve Touchdevelop eğitimleri Açık Akademi web sitesine de eklenecek. Böylece çocuklar istedikleri zaman eğitim almaya, bilgilerini geliştirmeye devam edebilecekler. Hedef 1 yılda on binlerce öğrenciye küçük programlar yazmayı öğretmek. Bunun için okullarla da yakın çalışıyoruz. Okullarda bu anlamda çok yüksek bir potansiyel var. 50 üniversitedeki Microsoft temsilcileri gönüllü olarak çalışıyor. Günümüzdeki mevcut işlerin yüzde 50’den fazlası bir seviyeye kadar teknolojik yetenek gerektiriyor. Uzmanlara göre bu önümüzdeki 10 yılda yüzde 77’ye çıkacak. Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanında eğitim gören kızlar diğer disiplinlere göre yüzde 33 daha fazla kazanıyor.”

“Hour of Code” 75 ülkede

Cavit Yantaç da 75 ülkede 40 milyondan fazla kişiye ulaşan etkinlikte, 2015 hedefinin 100 milyon kişi olduğunu belirterek, “Hour of Code projesinin ilk aşamada ABD sınırları içinde 10 milyon kişiye ulaşması hedefleniyordu. Proje 75 ülkeye yayılarak 40 milyon öğrenciyi ilk kod yazma deneyimiyle tanıştırdı” dedi.

Etkinliğin, geçen yıl sadece 5 gün içinde 15 milyon kullanıcıya ulaşarak dünyada bu kadar çok sayıda kişiye en hızlı ulaşan girişim olduğu bilgisini veren Yantaç, etkinlik kapsamında Microsoft’un, kamu ve eğitim kurumlarının büyük destek verdiği projede 2015 yılında 100 milyon öğrenciye bilgisayar bilimleri heyecanını aşılamayı ve ilk kodlarını yazdırmayı hedeflediğini anlattı.

Yantaç, şunları kaydetti: “Böylece inovasyona dayalı fikirlerini hayata geçirmeleri için ilk adımı atmalarına yardımcı oluyoruz. Teknolojinin getirdiği potansiyelden yararlanabilmek için teknolojinin dilinden anlayan gençlere ihtiyacımız var. Kod öğrenmek, teknolojinin geleceğine yön vermek anlamına geliyor. Teknolojiyi yalnızca tüketen değil, üreten bir Türkiye için çalışıyoruz. Türkiye’nin teknoloji tüketenden, teknoloji üreten ve ihraç eden bir ekonomiye dönüşümü için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Bunun ancak eğitimle mümkün olduğuna inanıyoruz.”

Yantaç, 2012 yılında Türkiye’nin ilk çevrimiçi uygulama geliştirme okulu Açık Akademi’yi hayata geçirerek bugüne kadar 150 binden fazla kişiye eğitim verdiklerini hatırlatarak, yaklaşık 4 bin kişinin Açık Akademi eğitimlerini tamamlayıp mezun olduğu, alınan eğitimler sayesinde 1.000’in üzerinde uygulamanın Windows Mağazası’nda yerini aldığını anlattı.

Yaptıkları çalışmalar ve gösterdikleri çabalarla Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda, ülkenin bir teknoloji üssü ve inovasyon merkezi olmasına öncülük etmeyi, hayallerini gerçeğe, girişimcileri liderler ligine, toplumu refaha taşımayı hedeflediklerini belirten Yantaç, “Kod yazmak, bilgisayar kullanmayı öğrenmek bireylere geleceği şekillendirme gücü veriyor. Bulundukları topluma yön vermelerini sağlıyor” dedi.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/

Apple Watch üretimi başlıyor

ABD merkezli teknoloji devi Apple’ın akıllı saat modeli Apple Watch’un üretimine kısa bir süre içinde başlanacağı iddia edildi. Başka bir iddiaya göre, şirket üretici firmalara 40 milyonluk bir sipariş verdi.

(ntvmsnbc) Apple’ın geçtiğimiz aylarda yeni nesil iPhone’lar iPhone 6 ve iPhone 6 Plus ile beraber görücüye çıkardığı akıllı saati Apple Watch’un seri üretimine kısa bir süre içerisinde başlanacağı iddia edildi.

Asya merkezli teknoloji sitelerinde yer alan iddialara göre, Apple Watch’ta kullanılacak malzemeleri üretecek olan bölgedeki firmalar yakın bir zamanda üretime başlayacak.

apple-watch

Şirketin tasarladığı ilk giyilebilir akıllı cihaz olan Apple Watch için 30 ila 40 milyon arasında bir sipariş verildiği öne sürülüyor.

Şirketin en büyük rakibi olarak görülen Güney Kore merkezli Samsung tarafından üretilen akıllı saaat modeli Galaxy Gear, satışa sunulduktan sonraki iki ay içinde 800 bin adet satmıştı.

Apple Watch ile ilgili ortaya atılan iddialar hakkında ABD merkezli şirketen henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Kaynak: http://www.teknoloji-haber.net/

Facebook’a ‘Ebola’ butonu geldi

Sosyal paylaşım sitesi Facebook, Ebola ile mücadele eden organizasyonlara bağış yapılması için “Bağış Yap” butonunu sitesine ekledi.

Facebook’tan yapılan açıklamada, ilk olarak, Gine, Liberya ve Sierra Leone’da 100 mobil uydu iletişim istasyonu açmak için kar amacı gütmeyen insani yardım kuruluşu NetHope ile çalışmaya başlandığı belirtildi.

facebook-ebola-bagis

Ayrıca hastalıktan etkilenen ya da tehlike altında olan ülkelerin Facebook kullanıcılarına sağlık bilgilerini ulaştırmak için UNICEF’le ortak bir çalışma yürütüldüğüne yer verilen açıklamada, “Facebook, Ebola ile savaşan bazı organizasyonlara bağış yapılmasını sağlayacak “Bağış Yap” butonunu siteye ekledi” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, Facebook’un söz konusu uluslararası yardım kuruluşlarına bağış yapılması için duyuruda bulunacağı belirtilerek, toplanan paranın, hiçbir kesintiye uğramadan yardım kuruluşlarına gönderileceği kaydedildi.

Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg ve eşi, daha önce Ebola ile mücadele eden yardım kuruluşlarına 25 milyon dolar bağışta bulunmuştu.(AA)

Erkek ve kız öğrenciler birbirini görmeyecek!

İstanbul Esenler’de bulunan Akşemsettin İmam Hatip Lisesi’nde karma eğitim kaldırılarak, erkek ve kız öğrencilerin ayrı saatlerde eğitim gördüğü uygulamaya geçildi. Eğitim döneminin başından itibaren erkek öğrenciler sabahçı, kız öğrenciler ise öğlenci olarak eğitim görüyor.
 

RADİKAL – Evrensel gazetesinden Uğur Zengin’in haberine göre, okul içinden konuşan ancak isim vermek istemeyen eğitimciler, “İslam ahlakı” gerekçesiyle kız ve erkek öğrencilerin ayrıldığını, “erkek öğrencilerin kız öğrenciler için kavga etmesinin engellenmesi”nin amaçlandığını söyledi.
Okul müdürü Cavit Coşkun, memur olduğunu, bizim de veli olmadığımızı belirterek herhangi bir yayın organına açıklama yapamayacağını söyledi.

Esenler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden ismini vermeyen bir yetkili ise, “İmam hatip olduğu içindir” derken Şube Müdürü sözlü açıklama yapamayacağını ifade etti.
‘AYNI KAMPUS İÇİNDE DÜŞÜNMEYELİM’

TBMM Başkanvekili AKP ’li Sadık Yakut, “Maalesef şimdiye kadar kız ve erkek öğrencilerin birlikte eğitim yaptırılmasını büyük bir yanlışlık olarak değerlendiriyorum. İnşallah bu yanlış önümüzdeki dönem içinde düzeltilecek” demişti.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın olduğu iddia edilen veMilli Eğitim Bakanlığı yöneticilerinin bulunduğu toplantıdaki ses  kaydında da “Yeni planlanan okulları da ya kız ya erkek olarak planlayalım. Yani şimdi yeni planlananlarda ‘hem kız hem erkek olarak’ gelen projeler oluyor. Onları ortaokul ve lise diye çevirelim. Yani kız-erkek aynı kampus içinde düşünmeyelim” sözleri de tartışma yaratmıştı.
EĞİTİM-SEN’DEN TEPKİ

Akşemsettin İmam Hatip Lisesi’ndeki bu uygulamaya Eğitim Sen’den de tepki geldi. Eğitim Sen İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Özev, hükümetin karma eğitimi kaldırılma amacının gizli saklı olmadığını söyledi. Hamlelerin yavaş yavaş yapıldığını belirten Özev, “İmam Hatiplerde karma eğitim hedef alındı. Bu hamlelerin tepki çekip çekmediğine bakılıyor” dedi. Ortaokul öğrencilerinin kendi kararlarını veremeyecek yaşta olduğunu ifade eden Özdev, “Karşı cinsi tanımadan büyüyen birey karşı cinsi tabu olarak değerlendirecek. Laik demokratik bir ülkede bu tip uygulamalar kabul edilemez. Dünyada uygulanan eğitim modeli karma eğitimdir” diye konuştu.
ÖN YARGILI BİREYLER YETİŞİR

Prof. Dr. Serdar Değirmencioğlu, erkek ve kız öğrencileri ayıran yaklaşımın hükümetin diğer uygulamalarıyla da uyumlu olduğunu söyledi. “Mümkün olduğunca kızlarla erkeklerin temasını azaltılarak, toplum mahrem namahrem şeklinde ayrılıyor” dedi. Hükümetin benzer uygulamaları yavaş yavaş hayata geçireceğini kaydeden Değirmencioğlu, bazı yerlerde ise işgüzar yöneticiler tarafından uygulamanın daha erken yaşama geçirildiğini ifade etti.

Bu gençlerin ilerleyen yıllarda büyük sorunlar yaşayabileceğini vurgulayan Değirmencioğlu: “İnsanlarla cinsiyet üzerinden iletişim kuran, önyargılı bireyler olarak yetişecekler” dedi. Öğrencilerin evde, mahallede baskılarla karşılaşmalarının söz konusu olduğunu söyleyen Değirmencioğlu, ayrıca şunları söyledi: “Bu bir çeşit kuşatmayı andırıyor. Erkek ve kadının ‘fıtratlarının’ ayrı olduğunu, kadının yerinin çok değerli ama ‘fıtratının’ ayrı olduğu anlatılacak. Okul genci hayata hazırlama ufkunu açmak istiyorsa farklı olanı birbirinden uzak tutmamalıdır. Okul toplumun aynası olarak gösterilmelidir.”

Kaynak:http://www.radikal.com.tr/

Mehmet Pişkin’in intiharı

SEYRETMEYEYİM diyordum o intihar öncesivideosunu; kendimden büyük bir parça bulacağımı biliyordum o çocukta, kendi beyaz Türk dünyamın bir parçası olduğunu seziyordum. Yaşımız tutsa arkadaşım ya da kardeşim olabilirdi, şimdi onu seyrederken düşündüm de çocuğum da olabilirdi; hayata karşı tavrı, sanki onu ben yetiştirmişim gibiydi.

Bütün bunları seziyordum; bu yüzden seyretmemem gerekiyordu o videoyu, seyredersem ruhen bir darbe alacağımı biliyordum, ama dayanamadım, insani zayıflığıma yenik düşüp korkarak da olsa seyretmeye başladım. “Bu çocukla aynı tür kitapları okuduk herhalde, hayat tarzlarımızın bu kadar benzemesi, bu konuda okuyup düşünmeden mümkün değil” diye içim ürpererek düşündüm.

Bir aşamada Ella Fitzgerald’ın “Every Time We Say Goodbye” şarkısını koydu. Son sigarasından nefesler alırken bir yanda şarabını yudumlayıp şarkının sözlerini mırıldanıyordu. Dindar olmadığını, ateist olduğunu anlatırken içimden, “Ben de deistim kardeş, bu dünyada bizim hayatımız zor” diye geçirdim.

Ben izleyebilmeye dayanabildiğim kadarıyla izledim, ama bu videoyu Türkiye’nin gündemine taşımış olan haberturk.com’dan Işıl Cinmen’in harika haberine göre videonun bir bölümünde “SO long and thanks for all the fish” de diyormuş. İyi ki görmedim bunu, yoksa o noktada bu hiç tanımadığım çocuk için gözyaşı da dökerdim.

“So long and thanks for all the fish” lafı, benim yıllar önce okumuş olduğum ve o günden bu yana aldığım keyiften dolayı birçok defa yeniden okuduğum Douglas Adams’ın “Hitchhiker’s Guide to the Galaxy” kitaplarından bir tanesinin adı tabii ki.

Dizinin o kitabında, uzayda yapılacak bir otoyolun önünde engel oluşturmasın diye yok edilmesi kararlaştırılan dünyadan kaçan Dolfinlerin ayrılış mesajıydı bu. Dolfinler “Hoşçakalın ve tüm balıklar için teşekkürler” diyordu.

Bu mesaj bittikten 15 dakika sonra kendisini öldürecek bu çocuk o anda bile esprisini kaybetmiyor ve kaliteli davranmayı sürdürüyordu.

Evet hayata, ölüme, inanca, inançsızlığa tavrıyla, şarabıyla, dinlediği müzikle ve okuduğu kitaplarla aynı dünyanın insanları olduğumuz belli olan bu çocuk, üstelik bu kadar çok güzel yaşama potansiyeli varken neden ölmeyi seçmişti?

Veda mesajı o kadar kaliteli, o kadar üzerinde düşünülmüştü ki, “Neden yaptı, keşke yapmasaydı, bu iş yanlış oldu” diye ahkâm kesmeye katiyen cesaret edemem. Ama tabii ki insan elinde olmadan yine de düşünüyor, “Böyle genç bir adam neden ölümü seçti?” diye.

Hepimizin içinde cirit atan bireysel şeytanlar var, hepimizin hayatı sürdürme gücünü zorlayıp yok eden faktörler çok fazla, hayat son derece acımasız ve bazen insan bu acımasız hayattan çekip gitmeyi isteyebiliyor, hepimizin yaşam bardağı bir aşamada dolup taşabiliyor. Bütün bunları biliyorum tabii ki.

Ama yine de… Benim bir başka kuşkum da var. Acaba Mehmet Pişkin, bu ülkenin beyaz Türklerini son zamanlarda sarmaya başlayan müthiş umutsuzluk ve bu ülkede hayallerini, arzularını gerçekleştirme imkânının hızla ellerinden kaçırma duygusunun getirdiği ruhi yıkımdan da payını aldı mı diye korkuyorum. Ben kendi çevremde insanların bugün Türkiye’nin geldiği durum nedeniyle derin ve müthiş bir mutsuzluk ve korku yaşamaya başladıklarını biliyorum.

Zaten zor ve yıpratıcı olabilen bu hayatın üzerine bir de yaratılan gündelik yaşam kalitesizliği terörü eklenince bireysel ruhi çöküşler olabiliyor. Herkes gibi olmayan, kalabalıklardan farklı insanların bu ülkede hayatlarını sürdürmeleri gerçekten bireysel irade direnmesiyle olabiliyor artık. Ama bazen deMehmet Pişkin’de olduğu gibi o bireysel direnme gücümüz de yıkılabiliyor ve bunu yapacak kadar cesur olanlar intiharı seçebiliyor.

Hele de Mehmet Pişkin gibi her düzeyde, her aşamada hızla dinselleşmeyi sürdüren bu toplumda inançsız olarak yaşamayı tercih edip bunu sürdürmeye çalışan insanların direnme gücü daha hızla çökebiliyor.

Eğer durum böyleyse, bu kuşkularım doğruysa, bu çocuğun ölümünü yeni Türkiye koşullarının hızlandırdığını söyleyebiliriz.

Biliyorum şimdi bazıları, belki de çoğunluk onun intiharını inançsızlığına, şarabına ve seçmiş olduğu hayat tarzına bağlamaya çalışacak. Kendilerini tatmin etmelerine yarayacaksa varsın yapsınlar bunu, ama kimse kendi kafasında yarattığı kılıflarla bu intihardaki sorumluluğundan elini yıkamaya çalışmasın.

Mehmet Pişkin’i, yaratmış olduğumuz bu berbat ortamın onun bireysel kırılganlıklarının üzerine getirdiği yükler intihara itti.

Kaynak:Habertürk